
Peki,
biraz da senkron kamera çekimlerinden
bahsedelim.
Aslında
tasarladığıımz şey Matrix filminde kullanılanlara
benzer senkron bir kamera sistemi meydana
getirmekti. Bu teknikte değişik açılardan
binlerce görüntü çekiyor daha sonra bunları
birleştiriyorsunuz. Kameraları yerleştirmek
için büyük bir kare platform oluşturduk.
Buraya da hepsi değişik bir açılardan
bakan 5 tane ortogonal kamera yerleştirildi.
Ekibimizden Paul Johnson tüm kameraların
objektiflerinin senkronik bir şekilde
açılıp kapanmasını sağlayan bir sistem
geliştirdi.
Bu
teknikte, objektifin ne zaman kapanıp
açılacağı gerçekten en önemli nokta. İlk
kameralar çiftler halinde yerleştirildi.
Birinci kamera açılıp 1/250 saniyelik
bir kare çekti, hemen ardından ikinci
kamera uzunluğu tam bir saniye süren bir
kare çekti. Bu bir saniyelik kare bittiği
anda birinci kamera tekrar 1/250 saniye
süren bir çekim yaptı. Kameraları bu anlattığımı
yöntemle kullanarak resim üçüzlerini (image
triplets) yakaladık. Bu işlem sonucunda
keskin/bulanık/keskin şeklinde sahneyi
meydana getirebildik. Baştaki ve sondaki
keskin resimler birinci kameranın 1/250
saniyelik çekimi, ortadaki bulanık kare
ise ikinci kameranın bir saniye süren
çekimi ile elde edilmiş oluyor.
Filmi
izlediğinizde bu çekimleri 6 ila 8 saniye
süren sahneler olarak göreceksiniz. Teorimiz
ortaki bir saniyelik hareketi yayarak,
bir ağır çekim havası yaratmaktı. Fakat
bu olay insan vücutlarını biraz statik
hale getirdiği için, dikkati harekete
çekmek için havada uçan sigara izmaritleri
ve kültablaları gibi bazı detaylar ekledik.
Filmde
ayrıca imkansız gibi görünen kamera hareketleri
var. Örneğin açılış sahnesinde kameranın
yüksek bir evdeki pencereden çıkması ve
aşağıda bulunan bir garaja girmesi gibi.
Bunu nasıl başardınız?
Bu
sahneler karakterin düşüncelerini izleyiciye
yansıtmaya yönelik sahneler. Karakterin
sesini duyuyorsunuz ve konuşmasıyla beraber
düşüncelerini perdede görüyorsunuz.
Bu
sahneler önce durağan fotoğraflar olarak
çekildi. Görsel efekt fotoğrafçısı Michael
Middleton, binanın içinde ve araba garajında
en azından 7 gün süren fotoğraf çalışması
yaptı. Bu fotoğraflar birbirine eklendikten
sonra David tarafından renkleri düzeltildi.
Son
olarak teknolojinin şu anki durumu ve
stüdyolarının buna bakışı hakkında ne
düşünüyorsunuz?
Şu
anda yeni bir çağa geçiş yapıyoruz. Kariyerim
içinde iki dönem değişikliği geçirdim.
Bunlardan ilki Star Wars filmi ile oldu.
Star Wars ile mekanik kontrolden bilgisayar
kontrolüne geçiş yapıldı. Bundan sonraki
değişim ise Terminator 2 filminde optik
efektlerden dijital efektlere geçiş yapılmasıyla
oldu. Şu anda da, iki boyuttan üç boyuta
geçme
döneminin ortasındayız.
Fight
Club filmine başlarken Titanic'in 200
milyon doları aşan bütçesi nedeniyle stüdyolar
görsel efektlere soğuk bakmaya başlamışlardı.
Ancak zamanla, uzun vadede bunun iyi bir
yatırım olduğunu anladılar.
Ayrıca
yanınızda David Fincher gibi bir yönetmenin
olması da işinizi büyük ölçüde kolaylaştırıyor.
Fight Club'da kullanılan görsel efektlerin
neredeyse hepsi ya David'in tasarladığı
ya da benim David'e önerdiğim ve üzerinde
uzlaştığıımz sahnelerdi. Başlangıçta 20
sahnede efekt kullanmayı planlamıştık.
Bu filmin ilerleyen bölümlerinde 40'a,
daha sonra 80'e kadar yükseldi. Önceki
Sayfa
|
|

Bu
sahnenin nasıl çekildiğinin resimlerini
görmek için resmin üzerine tıklayın.
|
|
Bu
sahnenin nasıl çekildiğinin resimlerini
görmek için resmin üzerine tıklayın.
|
|
Önceki Sayfa
|
|
Fight
Club Özel Bölüm |
Özel
Efekt Ana Sayfa