16.
Raund (The Hurricane)
Hapishanelerde
çekilen filmler genelde ses getirmese de konunun orjinalliği
yada oyuncuların filmi renklendirmesiyle zihinlerde iz bırakmıştır.
İşte ikinci gruba dahil edebileceğimiz bir adalet mücadelesi
Hurricane.Esaretin bedeli tipi mutlu sonla noktalanan, gerçekten
Denzel Washington’ un bu rolle Oscar’ a boşuna aday gösterilmediği
bir yapıt olarak ıkıyor karşımıza....
Masum,
bir o kadar da çılgın ruha sahip Rubin hapishaneye basit
bir sebepten küçük yaşında girer ve siyahlardan ondan nefret
eden bir dedektifin yardımıyla(!) hayatı zindanlarda geçer.
1960-80 Amerikasının zenci-beyaz ayırımcılığının revaçta
olduğu yıllardır ve tabii üstün ırk beyazalrdır(!)....
Kodeste
kendini bir silah gibi yetiştiren Rubin’ in ringlere fırtına
gibi girip kasırga(Hurricane) lakabıb alması zor olmaz.
Fakat zencilerin aşikar sonuçlarda bile çiğ çiğ haklarının
yenmesine devam ediliyordur.Rubin bunlardan sadece birtanesi.
Azmi ve kararlığıyla kendisini ölüme atma pahasına masumiyetini
anlatmaya çalışan Rubin bir noktadan sonra kabuğuna çekilir
ve otobiyografisini yazar.”Ben ölsemde mücadelem devam edecek
“ güdüsüyle...
Bir
gün, beyazların gönüllü yardımlarıyla üniversite okuyan,
Lazaro bir kitap alır, kitapta kendini bulur. Güzel bir
duruluk ve akıcılıkla gelişen senaryo bu gönüllü grubun
dönmemecesine Rubin’ i kurtarma gayretine girmesiyle Rubin-Lazaro
diyaloğonda yoğunlaşır. Bir sürü çabadan sonra (büyük bir
riskle) Rubin Carter artık masumdur...
Denzel
Washington gençliğinde çılgın, yaşı ilerledikçe olgun tavırları
ve hapishaneyi kendine medrese görme azmiyle tek başına
götürüyor filmi. Malcolm X’ ide yol göstericilerinden kabul
ederek.(Hapihane duvarındaki dikkatten kaçan fotoğraf) Çünkü
öyle berbat bir yerde kendini ancak Yüce Yaratıcı’ ya inanıp
ümidini yitirmemesiyle koruyabileceğini biliyor. Bol vecizeli
sözleri barındıran, insanı sıkmayan, şimdi ne olacak? Diye
meraka boğan Hurricane, yer yer Amerika’ nın gizli kalmış
gerçeklerini de gösteriyor bize... Ayrıca Washington’ u
her yüz tipinde görmek mümkün...
Norman
Levinson’ un yönetmenlikte kalfalığını konuşturduğu ve Oscar
adayı aktörümüzün Bone Collector(Kemik Toplayıcısı) den
tamamen farklı bir konumda rol aldığı filmi izlerken fedakarlıkların
ölçüsünü ve “Karanlığa küfredeceğine bir mumda sen yak!”
esprisini daha iyi anlayacaksınız. Unutmadan; “Yazmak ebedi
konuşmaktır...”
Berlin
Film Festivali En İyi Erkek ve Altın Küre En İyi Erkek Oyuncu
ödülleri:Denzel Washington...
Abdullah
Durak
Film
eleştirilerinizi director@sinemafanatik.com
adresine gönderin bizde eleştrilerinizi yayınlayalım.
© 1998 - 2005 Sinemafanatik.com. Her Hakkı Saklıdır. İletişim adresi: director@sinemafanatik.com