Ana Sayfa | Haberler | Vizyondakiler | Pek Yakında | Galeri | Starlar
Forum | Box Office | Özel Efekt | Zoom | Röportaj | Setlerden Eleştiri | Arşiv

eleştiri

Starlar
Vizyondakiler
Pek Yakında

The Matrix

    The MatrixHerşeyden önce Wachowski biraderlerin 97' de çektiği "Bound" u çok beğendiğimi ve yeni filmlerini o zamandan beri sabırsızlıkla bekliyor olduğumu belirtmem gerek. Wachowski' lerin yeni işlerinin de iyi bir şey olacağından adım gibi emindim ama bu kadarını ben bile ummuyordum doğrusu...

"Bound" da klasik film-noir geleneğinin cool erkek karakterini kadına çevirip, filmi bir lezbiyen ilşkiyle süsleyerek herkesi şaşkına çeviren bunun yanında işçilik açısından da iyi bir esere imza koyan yönetmenler, Matrix ile de ne kadar zeki ve yaratıcı olduklarını yadsınamaz şekilde kanıtlamış bulunuyorlar.

Matrix' in ne olduğunu burada anlatmak kardeşlere büyük haksızlık olur kanaatindeyim. Ne olduğunu gidip görmek, düşünmek, kafa yormak ve filmin insana ister istemez sordurduğu, aynı zamanda psikolojinin de temel sorusu olan "çevremizi nasıl algılıyoruz?" sorusunu hatırlamak gerekli. Algılanan nesneler gerçekte var mıdır? Varsa daha gerçek olan hangisidir? vs. "Matrix" gösterilenle, aslında var olanın aynı şey olmadığını söyleyerek ve "göstererek" insanın kafasını karıştırıyor ve onu sanal alemde bir gezintiye çıkarıp dipsiz bir kuyunun içine atıyor. Martrix sözcüğünün latincede "rahim-dölyatağı" anlamına gelmesi bu kuyuda bize verilen küçük bir ipucu sadece.

Film bütün bunları yaparken öte yandan aksiyon sinemasının en görkemli sahnelerini izletiyor seyircilere. Post modern sinema izleyicisinin ağzının suyunu akıtacak efekt ve sahneler var filmde. Ancak film salt bu aksiyon sahnelerine dayansaydı ve gücünü burdan alsaydı ne benim ne de daha bir çok insanın bu kadar beğenmesi olanaksızdı. Film asıl gücünü bir düşünsel mekanizmayı sorguluyor ve seyircisini de bunu yapmaya zorluyor olmasından alıyor.

Film inanılmaz göndermeleriyle de seyir boyunca insanın kafa yormasını zorunlu kılıyor. Özellikle de Alice' le inanılmaz benzerlik içeren Neo karakteriyle "Alice Harikalar Diyarında" masalına... Ayrıca İsa' ya ve Hristiyanlığın doğuşuna da göndermeler var.

Benim en sevdiğim unsurlardan biri ise Kung-Fu sahneleri oldu. Bu dövüş tekniğini hi-tech bir ortamda izlemek insana büyük keyif veriyor.

Filmin kusurlarına gelince. Özellikle ileri yaşta olanlar veya ruhu yaşlı olanlar dövüş ve aksiyon sahnelerinin fazlalığından şikayet ediyor. Ben bunu zorlama olarak görüyor ve katılmıyorum. Çünkü gençler de filmin felsefi boyutunun üzerinde fazla durulduğunu ve bazı yerlerinin baydığını ( ! ) söylüyorlar. Yani film ne bir tarafa ne de ötekine yaranabiliyor. Konusunun hafifliği hususuna ise katılıyorum. Temel çok sağlam ve derin olmasına karşın üzerine inşa edilen konu çok basit ve sıradan. Keanu Reeves' in varlığı ise herhalde sadece benim için bir kusurdur. Zira kendisinden hiç haz etmem. Ama ilk kez olarak bu filmde ondan daha iyi kim oynardı bilmiyorum doğrusu.

"Matrix" i tek kelimeyle tanımlayacak olsak bu herhalde "yaratıcı" olurdu. Gerçekten de son derece yaratıcı, bir efsane olmaya aday, bugün gören herkesin 20 yıl sonra "ben Matrix' in doğuşuna tanıklık ettim" şeklinde övüneceği ve günümüzde sinemaya en azından bir kere bile gitmiş olan herkesin görmesi gereken çok iyi bir film, ciddi bir fenomen. ( **** )

SİNEFİL

Film eleştirilerinizi director@sinemafanatik.com adresine gönderin bizde eleştrilerinizi yayınlayalım.

© 1998 - 2005 Sinemafanatik.com. Her Hakkı Saklıdır. İletişim adresi: director@sinemafanatik.com