Ana Sayfa | Haberler | Vizyondakiler | Pek Yakında | Galeri | Starlar
Forum | Box Office | Özel Efekt | Zoom | Röportaj | Setlerden Eleştiri | Arşiv

eleştiri

Starlar
Vizyondakiler
Pek Yakında

Sinema, Röntgen ve 90'lar

     Sinema kuramcıları,sinema izlemeyi bir röntgencilik faaliyeti olarak tanımlarlar.Eğer karanlık,kimsenin birbirini adamakıllı göremediği bir salonda beyaz perdeden akan görüntüleri,o görüntüdeki insanları( habersizce (kurgusal) hayatlarını yaşarken) izlemek röntgencilik değilse,haksız olmalılar.Peki röntgencilik nedir?Onu da şöyle tanımlasam ne dersiniz acaba?Röntgencilik izleyenle izlenen arasında kurulan obje-subje ilişkisidir.İzlenen kişi,izlendiğinin farkında değildir;dolayısıyla izleyen kişi izlenenin her hareketini onun haberi olmasa bile takip eder,tanrı misali...

    Neden hoşumuza gider acaba bu "röntgencilik" hep merak etmişimdir...Sinemada film başlamak üzereyken,henüz fragmanlar gösterilirken,eğer ışıklar kapanmamışsa nasıl rahatsız oluruz değil mi?Halbuki perdedeki görüntü gayet nettir,görüntünün kalitesini düşürmez...Ama ışıkların açıkken bu görüntüleri izlemeyi garipseriz,zira bu esnada biz de ışıklar tarafından aydınlatılmış,tabiri caizse "kabak gibi" ortadayızdır...

    Eyes wide shut ı izlediniz mi?Kubrick in bu son filminin oldukça ünlü olmuş bir orji sahnesi vardır.Zannediyorum ki yukarıda bahsettiğim şeyleri en güzel dışavuran sahnelerden birisi de odur;Maskeli-dolayısıyla tanınması imkansız- dr.harford gizli ayini bir baştan bir başa dolaşır.Gözlerinin önünde gerçekleşen cinsel ilişkileri izler,ki bu esnada biz de görürüz harford un gördüklerini..Ama kendisi bir cinsel ilişkiye girmez hiç."röntgenlemek" le yetinir harford.Ama sahnenin sonunda birden yakalanır,ve herkesin önünde afişe edilir.Oldukça rahatsız edici bir sahnedir bu sahne.Az evvelin aksine artık herkes harford a bakmaktadır,o ise dımdızlak,yine tabiri caizse "kabak gibi" durmaktadır salonun ortasında...Garip gelebilir ama ben bunu "ışıkların yanması" meselesine çok benzetiyorum sinema salonunda...

     Tabii bir de bu "izleyen-izlenen" ilişkisini kıran filmler vardır.Misal olarak Scorsese nin bazı filmleri (goodfellas,casino gibi),veya yakın dönemden Fight Club ı da sayabiliriz. Ne tür bir yöntem uygular bu yönetmenler?Goodfellas filminde başrolde ki Ray Liotta nın dış sesini duyarız durmadan,bu dış ses direk seyirciye seslenir.Hatta filmin son sahnesinde mahkemedeyken birden ayağa kalkar,kameraya doğru baka baka direk izleyiciye hitap eder..Böylelikle artık "izlenen",izlendiğinin farkındadır,normal hayatını yaşayan bir kurgu-insan değil,izlendiğini bilen ve yaşadıklarını seyirciye bizzat aktaran bir "anlatıcıdır".Ve böylelikle seyircinin karakterle bütünleşmeside önlenir,seyirci artık bir film izlediğinin farkına varır...Casino da işi daha ileri götürüp dışses ten 2-3 kişiyi aynı anda konuşturur Scorsese..Fight Club ta ise aynı şekilde bir anlatıcı vardır, ve bu anlatıcı çoğu yerde kameraya bakarak konuşur,hatta bazı yerlerde seyirciye katılır anlatıcı;filmde bulunduğu mekanda kimse onun farkında değildir,Norton un Brad pitt in karakterinin geçmişini anlattığı sahnelerde olduğu gibi.O kameranın önünde seyirciye bir şeyler anlatırken,arkasında insanlar ondan habersiz bir şeylerle meşgul olurlar...

     90lar sineması hakkında bir şeyler yazmak için giriştim yazıya,buralara kadar geldim.Demek ki 90lar hakkında aklımda kalan en önemli ayrıntılar bunlarmış.Aslında şaşırtıcı değil,90lardan sonra artık iyice cılkı çıkmaya başlamış tüketim toplumunun,üretmeyen-dolayısıyla aktifleşmeyen,herşeye karşı pasif bir konumda,izleyen konumda duran tüketim fetişisti insanlarını uyaracak bir şeyler gerekiyordu.Ve insanların bu bilinçaltı taleplerinin arzını sinemada bulması an meselesiydi sadece.

     Netekim buldu da:Fight Club,Matrix (ki kafamı kaptırmak pahasına kötü bir film olduğunu söylemeliyim),Box of Moonlight,American Beauty,Eyes Wide Shut,Bringing on the death,Baraka (ki bence gelmiş geçmiş en iyi 20 film arasına rahat girer),the hudsucker proxy, gibi filmerin hepsi de insanlarda ki bıkkınlığı dışavuran sistem karşıtı filmler değil mi?..

Ferhat Neptun
fneptun@hotmail.com

Film eleştirilerinizi director@sinemafanatik.com adresine gönderin bizde eleştrilerinizi yayınlayalım.

© 1998 - 2005 Sinemafanatik.com. Her Hakkı Saklıdır. İletişim adresi: director@sinemafanatik.com