Arnold
Schwarzenegger
"Kahraman gelir, kötülerle savaşır ve düşmanı yokeder.
Bu formül 80'lerde ve 90'larda işe yaradı ama artık
işe yaramıyor. Filmi seçmemdeki en büyük etken karakterin
çok hassas bir kişiliği olması ki, bu da daha önce
hiç oynamadığım bir karakter türü." |
Son filminiz
End Of Days'de yaşlı bir kadın tarafından dövülüyorsunz
ve ağlıyorsunuz. Yenilmez Arnold'a ne oldu?
Alışılmış
tarzda bir film yapmamaya çalıştık. Kahraman gelir, kötülerle
savaşır ve düşmanı yokeder. Bu formül 80'lerde ve 90'larda
işe yaradı ama günümüzde artık işe yaramıyor. Filmi seçmemdeki
en büyük etken karakterin çok hassas bir kişiliği olması
ki, bu da daha önce hiç oynamadığım bir karakter türü. Kadın
65 yaşında olmasına rağmen içindeki güç çok büyük ve beni
bir bez bebek gibi fırlatıyor. Bu, filmde en çok hoşuma
giden sahnelerden biriydi. Bu noktada fiziksel gücün ve
silah gücünün gerçek güç olmadığını kavrıyor ve inanç gücüne
yöneliyorum.
Peki
ya ağlama?
Ağlama
hassaslığın bir parçası. Bir oyuncu olarak ağlama rolü yapmak
zor değil. Bir ailesi ve çocukları olan birinin aklına bir
anda düşünceler gelir ve ağlayabilir. Benim için daha zor
olan karakteri çaresiz gösterebilmekti.
Son
filminizden beri geçen iki yılla beraber toplumun sizi nasıl
karşılayacağı konusunda endişeleriniz var mı?
Hayır,
biliyorsunuz böyle endişelenmek ve düşünmek benim yapım
değil. En ufak hatamda milyonlarca, milyarlarca insan buna
tanık oluyor. Bu yüzden her zaman sınırdayım. Bu tehlike
bölgesinde bulunmayı seviyorum. Bu yüzden bu işi yapıyorum.
Film
için Katolik Kilisesine danıştınız mı?
Katolik,
Yahudi, Protestan ve bir Budist rahibi ile konuştuk. Dinler
farklı ama sonuçta bu iyinin kötü ile olan mücadelesi. Filmin
ilk senaryosunda şeytan silah gücü ile yokediliyordu. Ama
bunun ancak inanç gücü ile mümkün olabileceğini söylediler.
Bunun üzerine filmin sonu, baştan sona tekrar yazıldı ve
şeytanın slahlar ve nükleer güçlerle yok edilemeyeceği,
bunların zaten onun icatları olduğu vurgulandı.
Siz
de bir Katolik olarak yetiştiniz. Bunun filmi seçmenizde
bir rolü var mı?
Bu
filmde bulunmamla bunun hiçbir bağı yok. Birincisi, iki
yıllık aradan sonra büyük bir filmle geri dönmek istedim.
İkincisi, milenyumu konu alan tek film olduğu için zamanlamanın
kusursuz olduğunu düşündüm. Üçüncüsü de fiziksel olarak
hala iyi olduğumu göstermek istedim.
Neden
bu kadar ara verdiniz?
Bu
iki yıllık aralığın 6 aylık bölümü bu filmin çekimlerinde
geçti. Ayrıca Iron Legend adlı bir film üzerinde çalışıyordum
fakat filmin yapımı durduruldu. Ayrıca özel hayatımda yapmam
gereken çok fazla şey vardı. Planet Hollywood restoranlarında
ve Special Olympics'te. Ayrıca bir karım ve dört çocuğum
var. Sadece onlarla ilgilenmek tüm günümü alabiliyor.
Geçirdiğiniz
ameliyat sizi ne kadar alıkoydu?
Üç
hafta diyebilirim. Bildiğiniz gibi ameliyattan iki ay sonra
yine dünyayı dolaşıp çalışmaya başlamıştım. Üstüste iki
ameliyat geçirdim.
Böyle
bir deneyim geçirmeniz sizi daha duygusal veya hassas hale
getirdi mi?
Hiçbir
etkisi olmadı. Hiç ölüm korkusu gibi düşüncelere de sahip
olmadım. Tek hatırladığım doktorların bulunduğu ve benim
baygın halde yattığım. Uyandığımda ise doktorlar ağzımdan
boruyu çektiler, karıımn ve çocuklarımın orada olmasından
mutluydum. Annem elinde bir elma tatlısıyla duruyordu.
Şeytana
inanır mısınız?
Ben
Tanrı'ya inanırım ve bu yüzden karşıt güç olan şeytana da
inanırım. Herkesin kendi yorumu vardır ama hepimiz iyiye
ve kötüye inansak daha iyiye gideriz. Bu hergün başımıza
gelen birşey. Aklınıza kötü düşünceler gelir. İyiyi mi seçmelisiniz
yoksa kötüyü mü?
Şeytan
sizi ayartabilir miydi?
Yapacağı
hiçbir teklif beni ayartamaz. Yapacağı her teklif geçici
bir zevk olacaktır. İyi ve güzel olan şeyler aynı zamanda
geri de tepebilir. Bu yüzden kolay yolu seçmemelisiniz.
Amacınızı belirleyip hiçbirşeyin sizi yoldan çıkarmasına
izin vermemelisiniz.
Röportaj
Ana Sayfa Sonraki
Sayfa
© 1998 - 2005 Sinemafanatik.com. Her Hakkı Saklıdır. İletişim adresi: director@sinemafanatik.com