David
Fincher - Röportaj
Alien
3, Se7en ve Fight Club ile karanlık ve stilistik bir tarz
yaratarak genç kuşağın en yetenekli yönetmenleri arasında
yerini alan David Fincher yeni fimi Panic Room hakkında
konuşuyor.
Filmde
başrol oynaması için anlaşılan Nicole Kidman, çekimlerin
başlamasından üç hafta geçtikten sonra dizinden sakatlandı
ve filme devam edemeyeceği açıklandı. Böylece yerine Jodie
Foster filme dahil oldu.
Karanlık
yanları olan bu tür filmleri nasıl seçiyorsunuz ?
Hepsi
senaryo ile ilgili. Okuduktan sonra senaryoyu seversem
ve filme çekmek istersem benim için yeterlidir. Okuduktan
sonra çekip çekmemek konusunda çok fazla tereddüt etmem.
Okurken karar veririm.
Bir
yönetmen olarak kendinize özgü bir stiliniz var. Gençken
sizi etkileyen yönetmenler kimlerdi?
Tabii
ki Hitchcock. Büyük bir Alfred Hitchcock hayranıydım.
Ama bunun dışında etkilendiğim birçok isim var. Martin
Scorsese, George Roy Hill, Alan
J. Pakula gibi.
Filmlerinizde,
Hitchcock filmlerindeki gibi karakterleri takip eden kamera
hareketleri var. Büyük ustanın filmleri üzerinde özel
bir çalışma yaptınız mı?
Hayır
o tür birsey yapmadım. Ama örneğin Rear Window'u belki
60 kere seyretmişimdir. Vertigo'yu da aynı şekilde. Tüm
filmlerinin içini dışını bilirim.
Yönetmen
olmayı düşündüğünüz zaman kaç yaşındaydınız?
Sanırım
sekiz yaşındaydım. Evet kesinlikle sekiz yaşındaydım.
O
yaşta bir kameranız var mıydı?
Hayır,
birkaç yıl sonra ailem eski bir kamera aldı.
Bu
kadar küçük yaşta yönetmen olmayı düşünmeniz oldukça ilginç
değil mi?
Hayır,
benim büyüdüğüm bölgede değil. Orada herkes yönetmen olma
hayaliyle büyürdü.
Neden?
George
Lucas bir altımızdaki caddede oturuyordu ve herkes onun
gibi olmanın hayallerini kuruyordu. Bir Ferrari sahibi
olmak, George Lucas gibi bir yönetmen olmak, bunun gibi
şeyler.
Peki
sekiz yaşında bir çocuk olarak Geoge Lucas'la tanışma
şansınız oldu mu?
Evet
oldu. Aslında 10 yaşındaydım. Evinin önünden geçiyordum,
o da kapısının önünden gazetesini alıyordu. "Merhaba"
dedim o da bana "Merhaba" dedi. (gülerek)
Anne
babanız ne iş yapıyolardı?
Babam
Life dergisinde çalışıyordu. Annem ise uyuşturucuya karşı
bir rehabilitasyon merkezinde hemşireydi.
Panic
Room'da kısıtlı bir mekandaki yüksek tansiyonu ve heyacanlı
aksiyon sahnelerini nasıl oluşturdunuz?
Dediğim
gibi hepsi senaryo ile ilgili. Bunun dışında en zor olan
şey sahneleri nasıl çekeceğimi düşünmekti. Belki bin defa
içine girdiğimiz bir odada yeni bir kamera açısı aramak
gibi. "Bu odanın içinde ne yaparsak saçmalığa kaçmadan
gerçekçi
olur? "
diye devamlı kendimize soruyorduk.
Başrol
için Jodie Foster'ı nasıl ikna ettiniz? Foster'ı aslında
The Game için düşünmüyor muydunuz?
Neredeyse
1975'ten beri Jodie Foster'ın hayranıyım. Evet, Foster
aslında The Game'de Sean Penn'in rolünü oynayacaktı. Burada
anlatmamın çok uzun süreceği bazı nedenlerden dolayı bunu
gerçekleştiremedik. Daha sonra Panic Room'da küçük kızı
oynayan Kristen Stewart'ı seçtikten sonra, aslında onun
Foster'ın küçüklüğüne ne kadar benzediğini düşündüm. Çekimlerin
başlamasından kısa süre sonra Nicole Kidman'ın bacağı
sakatlanıp filmden ayrılmak zorunda kalınca filmi bırakmayı
düşünüyorduk. Sonra Foster'a senaryoyu gönderdik ve kabul
etti.
Foster,
Kidman'ın yerini alınca senaryoda değişiklik yapıtınız
mı?
Evet.
Çok ilginçti çünkü filmin büyük bölümünü bilgisayar animasyonları
ile izledik. Örneğin Kidman sakatlanmadan önce pizza yediği
bir sahne çekmiştik. Bilgisayarda Kidman'ın yerine Foster'ı
yerleştirdik ve nedense bu sahne uygun olmadı. Sonuçta
Jodie değişik bir kişilikti ve biz de bazı şeyleri ona
uygun olarak değiştirdik. Orijinal karakter daha çaresiz
bir yapıdaydı.
Filmde
iki görüntü yönetmeninin isminin geçmesinin arkasındaki
hikaye nedir? (Conrad
W. Hall ve Darius Khondji)
Darius
ile yollarımız ayırdık. Sanırım iki taraf için de en iyisi
buydu. Darius pek mutlu değildi ki, bu bazen olan bir
şeydir. Birçok görüntü yönetmeni, kendisine ne yapması
gerektiğinin söylenmesinden hoşlanmıyor ve çekimin nasıl
yapılacağı konusundaki karar alma aşamasında aktif rol
almak istiyor. Fakat ben filmin büyük bölümünü önceden
planlamıştım. Darius çok deneyimli bir görüntü yönetmeni.
Tüm çekimleri tekrar tekrar izleyip beğenmediği bölümleri
değiştirmek istiyor. Fakat dediğim gibi işin büyük bölümü
planlanmıştı ve bu yüzden Darius kendini soyutlanmış hissetti.
Yönetmen
olmanın en iyi ve en kötü yanları neler?
En
iyi yanı herşeye sizin karar vermek zorunda olmanız. Hangi
karakter hangi kostümü giyecek, ne marka araba kullanacak,
bu sahneyi hangi açıdan çekmeliyim gibi. En kötü yanı
ise çekimlerin başladığı anlar. Çünkü önceden planlanmayan
birçok olay gelişiyor. Hava durumunun uygun olmaması,
kadroya yeni oyuncuların katılması, kameramanın sete gelmemesi
veya birinin makinaların üstüne kahve dökmesi gibi. Önceden
planladığınız filmi çekmenizi engeleyecek sayısız faktör
ortaya çıkıyor. Bu yüzden bir filmi tam olarak planladığınız
şekilde yapmanız imkansız. Eğer şanslıysanız yüzde yetmiş
beş oranında bir başarı yakalayabilirsiniz. Yüzde
yüz başarıya ulaşmak mümkün değil.
Panic
Room
Röportaj
Ana Sayfa
© 1998 - 2005 Sinemafanatik.com. Her Hakkı Saklıdır. İletişim adresi: director@sinemafanatik.com