Scorsese
: Evet. Eğer filminizin bütçesi belirli bir noktadan yukarı
çıkarsa, buna ancak filmde bir yıldızınız olursa izin
verirler. Bir sonraki filmim Leonardo Di Caprio'nun oynayacağı
Gangs Of New York filmi olacak. Bu çok büyük bir film
olacak ve bunu sağlamak için de elinizde büyük isimler
olması ve insanların gelip filmi izlemesini sağlamanız
gerekiyor. Bu açıdan bakınca filmde büyük isimler olması
çok doğal.
Lee
: Aslında bu açıdan kendimi çok şanslı görüyorum. Hatta
kendimi her zaman bağımsız bir yönetmen olarak gördüğümü
söyleyebilirim. Bana her zaman şöyle derler : "Spike
sana çok fazla para veremeyiz. Onun için yapacağın şeyi
elindekiyle yap."
Scorsese
: Evet aynen öyle.
Lee
: Eski Universal Stüdyosu Şefi Sydney Pollack, bana şöyle
demişti : "Spike, sana 'Do The Right Thing' filmini
çekmen için 6 milyon dolar veriyorum. Bir kuruş fazla
daha olmaz. Ama istediğin filmi yapmakta serbestsin."
Scorsese
: Benim için de aynı şey, 7 milyon dolara çektiğim "The
Last Temptation of Christ" filmi için geçerliydi.
Lee
: Aslında bu iyi bir anlaşma gibi gözüküyor. Ama şu anda
ortalama bir Hollywood filminin bütçesi 50 milyon dolara
ulaşmış durumda. "Summer of Sam"i (Lee'nin son
filmi) 23 milyon dolara çektim.
Scorsese
: Gerçekten mi?
Lee
: Ben yine de iyimserim. Şimdiye kadar isteyip de yapamadığım
tek film Jackie Robinson oldu. Aslında şu anda pekçok
açıdan çok ilginç bir süreçten geçiyoruz. Demek istediğim
sadece sinema alanında değil. Yeni bir milenyumdayız ve
sanat, eğlence herşey değişiyor.
Scorsese
: Sanırım ben daha yaşlı olduğum için zamanı yakalayamıyorum
ve bu da aslında korkutucu. Belki de hızla ilerleyen teknoloji
ve endüstiyel gelişim bize kendimizi ve kim olduğumuzu
unutturuyor. Kendimi günümüzün dünyası ile bağı kopmuş
gibi görüyorum. Bir bilgisayar kullanmasını bilmiyorum!
Sanırım bu yüzden yaptığım filmler hep geçmiş zamanlarda
geçiyor. Kundun, Casino, Age Of Innocence... Bunlar hep
şu anda varolmayan bir dünyada geçen filmler.
Lee
: Martin, sen filmlerin hakkında yazılan tüm eleştirileri
mi yoksa sadece saygı duyduğun kişilerininkileri mi okuyorsun?
Scorsese
: Hayır. Neredeyse hepsini okuyorum. Kötüleri bile. Onları
saklıyorum ve kötü olanlar yıllarca aklıma takılıyor ve
oradan gitmiyor. Bazen bir noktaya gelip şunu söylemek
istiyorum "Hey, kusura bakmayın. Elimden gelenin
en iyisi bu." Ben hiç Oscar kazanmadım ve belki de
tüm bunların üzerine tuz biber ekmemesi açısından, bu
olabilecek en iyi şey.
Lee
: Peki sana bir soru sormama izin ver. Gece evinde otururken
TV'de bir anda "Ordinary People" filmi başlıyor.
O anda televizyonu tutup da kırmak .. (Her ikisi de gülüyor:
Scorsese'nin 1980 yılında en iyi yönetmen dalında Raging
Bull (Kızgın Boğa) filmiyle aday olduğu Oscar'ı, Ordinary
People filmiyle ilk kez yönetmenlik yapan Robert Redford
kazanmıştı.
Scorsese
: Hayır.. Hayır..
Scorsese
: Bu konuda elinden birşey gelmez.
Lee
: Ayrıca şunu da söyleyeyim. Bu Robert Redford'a saygısızlık
anlamına gelmesin çünkü bunun onunla hiçbir ilgisi yok.
Scorsese
: Tabii biliyorum. O sadece bir film çekti ve çok da iyi
bir iş yaptı. Ayrıca çok akıcı bir film.
Lee
: Hatta daha sonraları birlikte de çalıştınız değil mi?
Scorsese
: Tabii hem de birkaç kez birlikte çalıştık.
Konuyu
değiştireyim. Şu anda sinema endüstirisini 12 yaşındakiler
ele geçirmiş durumda. Bir züppe gibi konuşmak istemiyorum
ama American Pie filmine bir bakın. Bir pastaya penis
sokmak - Buna film mi diyorlar? Bunun siyahlar için olan
versiyonu Deep Dish American Pie olabilir. (Gülüyorlar)
Evet ben de bu filmi çekebilirim.
Scorsese
: Evet çekebilirsin. Okumaya
Devam