Sandra
Bullock
"Sanırım
insanlara normal bir şekilde iyi davranıyorum, çünkü
iyi olmamanın nasıl birşey olduğunu biliyorum. Ben
hep kendiminkiler yerine başka insanların davalarına
karışan bir tipim."
|
Filmin
bu kadar önemli bir konuda insanları güldürmesi konusunda
rahatsızlık hissettiniz mi?
Duyduğunuz
her hikaye trajik bir şekilde komiktir. Tıpkı bir düdüklü
tencere gibi : Eğer gülmek gibi bir subap olmasa, hayatın
baskısına nasıl dayanırdık. Gülmeye teşvik ediliyorsunuz,
ve bu yerin güzelliği de burada.
Rehabilitasyonun
bir parçası olarak Gwen'in, insanların huzurlu olup olmadığını
hissedebilen bir atın bacağını tutması gerekiyordu. Başınıza
çifte atmasından korkmadınız mı?
Hayır!
Atları severim, ama onlara alerjim var. O yüzden elime
birşeyler sardılar. Ve ona her dokunuşumda hapşırıp, burnumu
silmek zorunda kaldım.
Düğün pastasının
üstüne düştüğünüz sahnede ne hissettiniz?
İğrençti.
Günün sonunda kusmuk gibi kokuyorsunuz. Hiç bütün gün
beklemiş bir kremşantili pastaya yaklaştınız mı bilmiyorum
ama, pislik gibi kokuyor. İşte ben de aynen öyle kokuyordum
: pislik gibi.
Şimdi
size baktığında insanın, lisede zorluk çekmiş biri olduğunuza
inanması çok zor.
Ben
Alman'dım! okula garip çoraplar ve örgülü saçlarla gittim.
Kıçıma tekmeyi yedim. Gerçekten utangaçtım. Almanya'dan
gelmiştim ve farklıydım işte. Lise yılları, hormonal olarak,
herkesin hayatındaki en kötü dönemdir. İnsanlara verdiğim
rahatsızlığın sonu yoktu. Ya lisede zirvede olursunuz,
ya da iş hayatında. Ben o kalıplara uygun değildim.
Şimdi
zirvede misiniz sizce?
50
veya 60 yaşımda zirveye çıkacağımı umuyorum. Kendimi hiçbir
zaman şu an olduğu kadar iyi hissetmemiştim. Hala kötü
şeyler olmasına karşın, hayat devam ediyor. Aklımı seviyorum.
Kafamın vidalarını çıkarmış, beynimi yıkamış, engelleyici
ıvır zıvırları atmış, kendimi manik davranışlardan
kurtarmış gibi hissediyorum...
Dönüş
noktası neydi?
Hayat.
Bilmiyorum, üç sene önce kendiliğinden oluverdi. Belki
dört yıl önce.
30
yaşına girmek olabilir mi?
Hayır,
yaşlandıkça daha az olgunlaşıyorum sanki. Olgunluğun bununla
igisi olduğunu sanmıyorum. Sanırım ben geç çiçek açıyorum.
Hiçbir zaman vahşi bir çocukluğum olmadı, çocuk olmanın
özgürlüğünü yaşamadım. X,Y ve Z hakkında paranoyalarım
vardı hep. Şimdi bir ifade özgürlüğüne ulaştım, kendimle
istediğim herşeyi yapabilme özgürlüğü, kendimi iş konusunda
deneyebilir, ya da seyahat edebilirim, ya da canım ne
isterse onu yapabilirim.
Canının
istediği herşeyi yapmaktan bahsetmişken, bongo çalan arkadaşın
Matthew McConaughey'den ne haber?
Çıplakken
harika görünüyor ve düşene kadar etrafta böyle çıplak
koşuşturabilir. Polis ve onun için şanssız bir durum.
Kaçacak yerleri olmadığını farkettiler.
Buna
neden kafalarını taktılar?
Karşılarındaki
bir ünlüydü. Ve işi berbat etmişlerdi. Ama hiçkimse bunu
daha iyi bir mizah anlayışıyla ele almadı. Matthew bunun
yalınlığını farketmişti. Bilirsiniz, haberleri duyduğumda,
çılgına döndüm-daha önce hiç tanıdığım biri tutuklanmamıştı,
ve kesinlikle Matthew da öyle. Ama bunu elbiselerini giymeyi
reddettiği için yaptıklarını öğrendiğimde, çok güldüm.
Bir
star'da bu özellğin varolması çok alışılmadık birşey olduğu
için senin diğerlerine karşı iyiliğin çok dikkat çekiyor.
Sanırım
insanlara normal bir şekilde iyi davranıyorum, çünkü iyi
olmamanın nasıl birşey olduğunu biliyorum. Ben hep kendiminkiler
yerine başka insanların davalarına karışan bir tipim.
Sanırım bu problem pek çoğumuzda var. Okumaya
Devam>>
1
- 2 -3
Röportaj
Ana Sayfa
© 1998 - 2005 Sinemafanatik.com. Her Hakkı Saklıdır. İletişim adresi: director@sinemafanatik.com