|
Filmografi
-
Fighting Temptations, The (2003)
- Home
on the Range (2003)
- Psychic
(2003)
- Radio
(2003)
- Boat
Trip (2002)
- Snow
Dogs (2002)
- Zoolander
(2001)
- In
the Shadows (2001)
- Rat
Race (2001)
- Pearl
Harbor (2001)
- Men
of Honor (2000)
- Chill
Factor (1999)
- Instinct
(1999)
- Welcome
to Hollywood (1998)
- What
Dreams May Come (1998)
- As
Good As It Gets (1997)
- Do
Me a Favor (1997)
- Audition,
The (1996)
- Jerry
Maguire (1996)
- Losing
Isaiah (1995)
- Outbreak
(1995)
- Blown
Away (1994)
- Lightning
Jack (1994)
- Judgment
Night (1993)
- Few
Good Men, A (1992)
- Gladiator
(1992)
- Boyz
N the Hood (1991)
- Judgement
(1989)
- Sing
(1989)
- Coming
to America (1988)
|
Doğum:
2 Ocak 1968,Bronx,N.Y
Aile:
Babası Cuba Gooding ve annesi Shirley Gooding şarkıcılar. Omar
Gooding adında oyunculuk yapan bir erkek kardeşi var. Anne ve
babası 1974 yılında boşandılar.
İlişkiler:
Lisede tanıştığı Sarah Kapfer. ile 7 sene birliktelikten sonra
13 Mart 1994 yılında evlendiler. Bu evlilikten Spencer ve Mason
isminde iki çocukları var.
Çocukluk:
Baba Cuba Gooding, 1970'lerin grubu The Main Ingredient’in solistidir.
Grup, Everybody Plays The Fool 45'liği ile bir anda para ve şöhreti
yakalayınca Gooding ailesinin de hayatı köklü değişime uğrar.
Aile Bronx'taki küçük apartman dairesinden Los Angeles’ta büyük
bir eve taşınır. Başlarda herşey Cuba için iyi görünse de, babası
1974'de annesinden boşanır, şöhreti ve serveti de beraberinde
götürür. Cuba 13 yaşında iç huzurunu dine yakınlaşarak kazanır.
Dört ayrı Güney California lisesinde okuyan Cuba, bunlardan üçünde
de sınıf başkanlığı yapar.
Eğitim:
4 kez lise değiştirdi, 3 yıl Japon dövüş sanatları akademisinde
eğitim gördü.
Şöhret:
Profesyonel anlamda halk önüne ilk çıkışı 1984 yılındadır. Olimpiyat
Oyunları kapanışında Lionel Richie ile aynı sahneyi paylaşarak
break-dance yapan Cuba o yıl henüz 16 yaşındadır. Okulda sahneledikleri
bir oyun sırasında, sınıf arkadaşlarından birinin oyuncu ajanı
olan babası tarafından keşfedilir. Kamera önüne ilk geçişi ise
reklam filmleri ile gerçekleşir. Bu ilk denemeyi bir TV serisi
olan ‘Hill Street Blues’ daki küçük rolü izler. Sette çekimler
esnasında nerede nasıl duracağını bilememesi, yere çekilen bantların
ne olduğunu kavrayamaması, yönetmen ve asistanların kendisine
dediklerine fazlaca bir anlam katamamasının sonucunda, oyunculuk
üzerine dersler almaya karar verir.
Eddie
Murphy’nin başrol oynadığı ‘Coming to Amerika’ filminde küçük
bir rolü olur. Ardından 1990 yılında şöhretle ilk tanışma gerçekleşir.
John Singleton’un ‘Boyz N the Hood’ filminde gettoda yaşayan Tre
Styles karakterini canlandırır. Bu başrol Cuba’ya sayısız hayranın
yanı sıra, yönetmeninin de hayranlığını kazandırır. Cuba'nın rol
aldığı B kategorisinde duran bu filmleri iyi yapan tek unsur,
sadece O’nun bu filmlerde yer almasıdır. Sonuçta bu filmlerin
başarılı olmasının ardında yatan gerçek ise hayranlarının o zamana
kadar zannettikleri gibi değildir. Yani siyah, çekici ve bekar
olması başarıyı getirmemiştir. O’nu başarılı kılan tek şey Tanrı
vergisi yeteneğidir. ’Jerry Maguire’ filmine kadar yeteneğini
ziyan ettiği seneler, orta kuvvette gözüken filmlerde de rol alır
Cuba. 1992'deki ’Gladiator’ ya da ‘Judgment Night’ seyirciyi gişeye
yaklaştıramamıştır bile. Ve tüm başarısı da bu filmleri varlığı
ile kurtarması olur. Şansın Cuba'ya ikinci kez gülümsemesinin
ardından Jerry Maguire'daki rolüyle ellerinin arasında altın bir
heykelcik durur. Rod Tidwell rolü O’nu Oscar'la onurlandırmıştır.
’As Good As It Gets’ filmine gelene kadar Oscar kazandıran rolü
kadar ağırlıklı başka bir rolde oynamadı. Büyük isimlerle birlikte
oynadığı çoğu filmden yüzünün akı ile çıkmayı her zaman başardı.
Robin
Williams’ın öbür dünyadaki rehberini canlandırdığı ‘What Dreams
May Come’ Cuba’ya çok bir şey katmadı ancak, "Instinct"
filminde Anthony Hopkins isminin yanında durmak Cuba’nın da kariyerine
parlak bir yıldız daha ekletti. Hele ki ‘Men of Honor ‘da usta
aktör De Niro’nun yanında ezilmedi. Bunca büyük isimle birlikte
çalışmış olması, O’nu Snow Dogs filminde bir başka deneyimli isim
James Coburn ile karşı karşıya getirdiğinde artık ürkütemezdi.
Komedi alanındaki üstün yeteneğini de her fırsatta konuşturan
Cuba yaşamında her zaman geriye dönüp bakmasını bilen, ilgiden
hoşlanan ancak asla aşırı uçları sevmeyen, kararlı ve düzgün karakteri
ile hayranlarının kalbinde çoktandır farklı bir yerde oturmakta.
1997'de Oscar töreninde yaptığı konuşma ile Amerikan halkının
kalbinde öenmli bir yer kazanan sanatçı, Hollywood kimliğinden
öte, Tanrı vergisi sanatçılık yeteneğiyle böylesine bir övgüyü
başından beri haketmektedir. Belki hiçbirzaman Denzel Washington
veya Laurence Fishbourne ile kıyaslanmayacak, ancak kararlı tırmanışını
olası engellere rağmen sürdürecek bir aktör Cuba.
Ödüller:
1997'de "Jerry Maguire" filmindeki rolü ile En iyi yardımcı
Aktör dalında Oscar ve SAG ödüllerini kazandı,Altın Küre'ye aday
oldu.
Biliyor
musunuz ?: *Pepsi
reklamlarından büyük para kazandı.
*İnsanların
kendisi ile ilgilenmesinden son derece hoşlanıyor.
Hazırlayan:
Zeynep Everi
|






|
|